14.4.15

Tüketirken tükenmek üzereyiz


Artık daha fazla insan ve daha fazla marka tüketim çılgınlığının ne kadar korkunç boyutlara ulaştığını gördü ve görmeye,farketmeye devam ediyor.

Ancak moda-sever olduğunu söyleyen halbuki sadece tüketim-sever olan büyük bir kitle henüz bunun farkında değil.

Bu ay Vogue'da ve Geo'da da işlenen bu konu gerçekten çok çok önemli;
Korkunç koşullarda,çok zor şartlarda çalışan binlerce hemcinsimiz bizler sadece 1 kez giyip atalım diye inanılmaz kötü koşullarda çalışıyor ve hayatlarını sürdürüyorlar.

Alma'dan önce sadece 1 kez düşünün.Gerçekten ihtiyacınız var mı?

Mesela şöyle bir soru ; ''Bu aldığın şey'i 30 kez giyer misin?''

Cevabınız ?

***

Ne kadar ucuza alıyorsanız ,aldığınız firmalar onları o kadar daha ucuza mal ediyorlar.Ve bunu yapmak için insanlar çok daha kötü koşullarda,çok çok düşük rakamlara çalışıyorlar.İnsan yerine konmuyorlar.

Minimum parçalarla daha sade,az-öz bir yaşam size de daha çekici gelmiyor mu bu kaos'ta ?

Aldığım şey'in hakkını vermek benim için alışveriş yapmaktan çok daha önemli.


Moda denen şey yaşamsal bir öğe değil.
Abartmaya gerek yok.

Çantamı yüzbininci kez,üzerimdeki ceket keza öyle: kullanmaktan çok mutluyum.


Jean:River Island / Shoes:DC shoes / Jacket:Topshop

31.3.15

Net değiliz


Sanırım sorunu sonunda buldum.Nerede hata yapıyoruz.

Çözümü de sorunu da sırayla anlatmak istiyorum :)




Sorunumuz şu ki ; hoşlanmadığımız insanlara onlara ölüp bitiyoruz çok çok seviyoruz gibi davranıyoruz.
Sebep?
 Davranıyoruz diyorum da ben sevdiklerime bile mucuk mucuk olamadığımdan, uzak durmaya çalıştığım kişilere böyle bir davranış pek mümkün olmuyor çok şükür.

Ama genel olarak insanların,ki buna sevdiklerim de dahil,davranışlarında bu mevcut.
Hayır benden hoşlanmıyorsun biliyorum ama neden çok seviyormuş gibi davranıyorsun,uzak dur abi niye yani ? hayır benim de aklımı karıştırıyorsun.

Hoşlanmayıp aynı ortamda bulunmamız gereken birçok insan elbet oluyor,patavatsız komşular,huzursuz edici akrabalar,dedikoducu çat kapıcılar ;herkes bambaska karakterde; görüşmemek gibi bir seçimimiz var elbette, bu hayat bizim ;kimse huzursuz etsin diye yaşamıyoruz.

Zaten herkesin herkesle iyi anlaşması gibi birşey de mümkün değil,buraya kadar net.

Ama saygı çerçevesi içinde belli bir mesafede ilişkileri sürdürmek varken,neden her karşılaştığımızda bana ''Ay mutlaka görüşelim'' diyerek gözlerimin içine bakıyorsun,amacın ne ?  


Yani diyeceğim o ki ; yapmayalım;
Sevmiyorsak,huzursuz oluyorsak ;sarılıp öpmeyelim.''canıııım'' demeyelim.Ve bilimum samimiyet gösterisinde bulunmayalım.

Hadi bir de böyle deneyelim.


Flats:Mango / Coat:Ipekyol / Jumper dress: Zara / Socks:Penti

27.3.15

Reklam arası



Herkes birşeylerin reklamını yapıyor ve nedense beni bu reklamlar gözüme gözüme sokularak yapıldığında inanılmaz rahatsız ediyor.

Hele ki günlük hayatta hiç kullanmadığı bir markanın,alakası olmayan bir ürünün reklamını yapıyorsa biri,birileri sadece boş boş bakıyorum; ''Bu mu yani,iş mi diyoruz buna da ''.
 

Yaşam tarzı ile tezat oluşturmayan iş birlikleri o kadar rahatsız etmiyor aksi durumdakilerin ettiği kadar.
Hayatında giymeyeceği markanın ürününü paylaşınca insanlar daha da fazla buraya ait değilmişim gibi hissediyorum.Çıkarlar doğrultusunda hareket etmeyi sevmiyorum,doğru bulmuyorum ;selam ben uzaydan geldim sanırım,bi geri yollasanız beni hani ,buralar pek uymadı da bana ,olur mu ?hey kimse var mı?.
Bu yazıyla market fotografları sanki biraz ironi oldu değil mi ? severim hayatımızın her noktasında bulunan ironileri:)

Bir de çok merak ediyorum bazen; acaba kelimesi kelimesine okuyan var mı diye,sanki biraz uzun mu yazıyorum ?Sıkıcı mıyım biraz

***
Fargo'nun ilk sezonunda bodrum kattaki duvarda bir poster var;neredeyse her bölümünde bir sahnede gösterilen ; 


Başkalarının ne dediği,neyi doğru kabul ettiği önemli değil.O onların doğrusu.İnandığınız yol sizi inandığınız şeylere götürür. Kendi doğrularınızla yaşayın,ben öyle yapıyorum ve bunu yapmaya devam edicem.

24.3.15

Son durum


Yabani oldum.

Şehir hayatından son derece daraldım.Sessiz sakin yerlerde az sayıda insan ile olmak istiyorum.
Sonunda bu da oldu.
Trafik,kalabalık gibi unsurlar yaşam kalitemi baltalıyor.Mutlu etmiyor.

Aslında bugünlerde aman tanrım yaşım 25 oldu ben hala birşey yapamadım kafasına ulaştım Pinterest'te gördüğüm bir görsel yüzünden!  ''25 yaşında olmadan yapmanız gerekenler'' diye saçma sapan bir liste yapmışlar. Saçma demem üstüme alınmamdan değil kesinlikle hahaa :) Ama genel olarak insanların davranışlarının,kıyafetlerinin yaşlarıyla bağdaştırılmasını saçma buluyorum.Sonuçta tek başına seyahate çıkmak için 25'ten küçük mü olmak gerekiyor ne komik ama..

Artık krem kullanmaya mı başlanıyordu 25 itibarı ile ? Ben sanki ne krem sürerim ne de botox yaptırırım gibi geliyor,ama zaman en güzel ayna insanın söylediği 'asla'lar için..O nedenle bu kelimeyi uzun zamandır kullanmıyorum.Hatta davullu zurnalı düğünler ile tek taş'lar için bile kullanmıyorum o derece . Kesseniz olmaz ama 'asla' demem,çünkü dersimi aldım. Asla demiyorum ama 'kesseniz' dedim ya of cümle içi çelişkilerim,canlarım benim.

 Ve kahvaltılarım.En keyif aldığım şey uzun zamandır. Sabah kalkıp;kahvemi içiyorum.Ardından bir yarım saat geçsin diye beklerken kitap okuyorum.Yarım saatin sonunda üzerimi değiştirip ya yürüyüşe çıkıyorum dönüşte pilatese başlıyorum ya da hava bozuk ise direk pilates. Pilates esnasında acaba bitince ne hazırlasam diye düşünüyorum ve ortaya bunlar çıkıyor.
Sabah rutinim en az 5 gün bu şekilde.Ve yediklerimden ötürü kendimi çok hafif ve enerjik hissediyorum.1 gün değiştirsem beslenme tarzımı yerimden kalkmak istemeyecek kadar bitkin oluyorum,şaka gibi..